Yürek Sapağı
Önümüze ‘özgürlük’ ambalajıyla parlatılmış, ışıltılı fiyonklarla bağlanmış bir paket koydular. ‘Darbe Anayasasına’ karşıysanız buyurun ‘ evet’ deyin telkini , buyurucu bir eda ve sallanan tehdit parmaklarıyl
Çoğu sohbetimize sokulan bir düşüncedir: ‘eski bayramlar daha güzeldi’, ‘eskiden dostluklar daha güvenilirdi’ , ‘ eskiden yediğimiz meyvelerin tadı hala damağımızda..’ Bu anlatımlar uzar durur. Ve genellikle de bu sitemlerin galibi eskid
Aslında barış hava, su , toprak gibi yaşamımızın vazgeçilmezlerindendir her zaman. Hep özenle korunması gereken, ağacının hep yeşil olması için emek harcanan, kiminde uğrunda savaşılan insanlığın büyük bir kazanımı.Eksikliğinin ne denli büyük trajed
Fırsat buldukça fotoğraf albümlerimi karıştırmayı çok severim.Sayfaları arasında yıllarımı yeniden dolaşırım. O resimlerden bugüne bakarım. Bugünden geçen yıllara. Kendimle derin bir sohbettir bu. Sessizce akan bir yer altı nehrinin sularıyla hüzün
Kaç gündür haberlerin karşısına kuruluyor o anı bekliyoruz. Kameralar bir vahşetin, tasarlanmış bir katliamın, toptan yok edişin en dokunaklı kareleriyle, bir mızrak olup kalbimize saplanıyor. Gaz
Çok eskilerden kalan bir alışkanlığımız var: ‘ Bu partilerin hepsi düzenin partisi. Seçimden bize ne ? ‘ ‘Oy kullanmayı düşünmüyorum, oh inat değil mi boş oy atacağım ! ‘ Ya da yıllardır tecrübeyle sabittir, birkaç bin
Kimsenin günahını alma
Gölgen düşmesin
Sevgin bile bulaşmasın
Yalnızca beyazda yaşayanların aklığına
Şubatta yolunu şaşırsa da bademler
Sen buz olup yapışma dallarına
Boranın dökmesin çiçeklerini
Yaşarken ölümle çok göz göze geliyoruz. Damarlarımıza derin bir acı boşalıyor. Zehri bütün bedenimizi yakarak dolaşıyor. Hücre hücre hissettiriyor.
Aslında şairin dediği gibi ‘ her ölüm erken ölümdür’. Gel ki
Simsiyah bulutların kenti gölgelediği sabaha uyandım. Yağmura koşmasını umduğum saatlere. Gri bir hüzün var sokaklarda.Perdeyi araladım, buğulanmış camlardan arka bahçeye bakıyorum. Çamlar, yeni dünya giyinik. Ceviz ağacı, incir, üzüm asmalar
Sağ olsunlar okurlarımdan, dinleyenlerimden bana doğru akan çok sayıda ürünle baş başayım. Bir şiir, şarkı sözleri, zor koşullarda yapılmış bir demo, kitaplaşmayı bekleyen dosyalar, her şeyi kotarılmış albümler… ve bu paralelde yaptığın binlerce buluşmam var.
İnsanın en vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri, karşı karşıya kaldığı bir haksızlık, bir yanlış algılama ya da ayrımında olmadığı bir hatası… nedeniyle yükselen saldırı ve eleştiriler karşısında savunmasız kalmasıdır. Bundandır ki günlük konuşma dilimize yerleş
Acı hep var hayatımızda. Bazen derinlerdedir. Bir türlü yüzeye çıkamaz. Uğultusu ve kanırtan ellerini hissedersiniz de, yüzleşemezsiniz. Sizinle yaşlanır. Kiminde içinizde arada bir atışını duyduğunuz kılcal bir damar gibidir. Canınıza ‘yel’ gibi g
Bu aralar sağda solda dolaşırken,arkadaş sohbetlerinde,en küçük bir dokunuşla…en çok duyduğum sözcüklerin başında: ‘yoruldum’ diyenlerin çokluğuyla karşı
Zaman nasıl da delice akıyor. Akrep ve yelkovan adeta koşuyor. Göz açıp kapayıncaya kadar mevsimler değişiyor. Zamanın sonsuzluğunda küçük bir mum ışığı gibi titreyip, sönmeye dir
Bazen yazdıklarımızın başlı başına bir konusu olmaz. Şuradan,buradan koşup gelen esintilerden derlenmiş küçük bir buketle sunarız düşüncelerimizi. Oylumu küçük ama &cced
Hızla 22 Temmuz’a yaklaşıyoruz. Seçime az kaldı. 23 Temmuz’da yeni bir tabloy
Dört bir yanımız olumsuzluklarla kuşatılmış. Ya da böyle algılamamızı getiren veriler sivriliyor.Siyasal yaşamdan toplumsal yaşama, ekonomik yaşamdan kültürel yaşama,
Yürek Sapağı’nı başlatırken her hafta bir yazı yazmayı ve sizlerle paylaşmayı hedeflemiştim.Galiba sürecin yoğun temposu bu hedefimi ıskalamama neden oldu.
Biraz da zorlamak gerekiyor.Aslında